24 Ekim 2020 - Cumartesi
SEKSENLİ DOKSANLI YILLARDA İSKİLİP DÜĞÜNLERİ (2)
Yazar - LEYLA ARMAĞAN ( Mini mini hikayeler)
Okuma Süresi: 6 dk.

LEYLA ARMAĞAN ( Mini mini hikayeler)
miniminihikayeler@gmail.com -SEKSENLİ DOKSANLI YILLARDA İSKİLİP DÜĞÜNLERİ
( KINA GECESİ )
Zamanda yolculuk yapmaya devam ediyoruz. Önceki yazımda üç gün üç gece süren memleketimin o yıllardaki düğününün ilk gecesini anlatmıştım. Bu gün ikinci gecesi olan kına gecesinden bahsedeceğim. Benim düğünün en çok sevdiğim bölümü kına gecesi idi. Bazıları sokakta, avluda, bahçede perde gererek yapsada çoğunlukla salon tutulurdu. Salonun içinde kadınlar eğlenirken dışında da davul eşliğinde erkekler eğlenirdi. Akşam namazından sonra davul vurulur, mahalleli toplanırdı. Davul önde mahalleli arkada salona kadar giderdik. Bir kaç tane salon vardı ama ben en çok çukur salonu severdim. Ses düzeni güzeldi. Her noktasından gelini görürdük. Şimdiki ziraat banksının arkasında yerin dibinde bir salondu ama severdim. Benim düğünüm orda olsun isterdim ama olmadı maalesef. Bizim oralarda kına gecesi giyilen yöresel bir kıyafet vardır. Üç etek derler. Çoğunlukla üç etek giyilirdi kına gecesi. Giymesi taşıması pek kolay bir kıyafet değildi ama güzeldi ya. O zamanlar herkesin bir üç eteği vardı. Şimdi sandıklarda ya da müzelerde.Gelin işlemeli kadifeden bindallı giyerdi. Bir arada tül kadife modası vardı. Ama hatırımda kalan bindallı. O salonda saz takımı için ayrı bir yer vardı. Kadınları görmezdi. Gözleri görmeyen mahalli sanatçı Süleyman vardı. Sülük, sülo falanda derlerdi. Saz çalar ve söylerdi. Kendince türkülere güncel, komik sözler eklerdi.
Yüksek topukluyu yavrum giyersin
Çorum İskilipde hava atarsın.
Çorumunan İskilibin arası, yaktı beni kaşlarının karası vb.
Amanın taksi taksi
Şu bayanlar ne aksi
Kapıyorlar yolları geçemiyor bu taksi.
Bacacılar yüksek yapar bacayı, şimdiki kızlar kendisi bulur kocayı. Bunu şimdilerde Bacacılar yüksek yapar bacayı şimdiki kızlar facebook dan bulur kocayı diye değiştirmişler.
Dom dom kurşunu, altın dişli Hayriye, ayağıma bastın çocuk. O zamanların moda türküleriydi. Oyun kaldırıcı gene değneği elinde herkesi sıra ile kaldırırdı. Adını hatırlayamadım mavi gözlü bir oyun kaldırıcı kadın vardı. Ben en çok onu severdim. Gelin oynamaya en son kalkardı. Gelinin kalkması düğünün dağılması demekti. Gelin ciddi olarak oynardı. Fazla hareketli oynaması ayıplanırdı. Şimdilerde kına salonda yakılıyor. O yıllarda salonda yakılmazdı. Salon düğününden sonra oğlan evinin yakınları kınayı alarak kız evine gelirdi. Gelinin hem eline hem ayağına ilahiler eşliğinde kına yakılırdı. Birde parmağına ip bağlayıp süslü şekilde yakılırdı. Dolama derlerdi. Şimdilerde hep yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar söyleniyor. O yıllarda başka bir kına türküsü söyleniyordu. Çok uzundu aslında aklımda kalanı yazayım.
Altın tas içinde kınam ezdiler
Gümüş tarak ile saçım çözdüler
Çeyizimi birer birer dizdiler.
Atma anam atma dağların ardına
Gene sen yanarsın benim derdime
Ocaklara düğün aşı vurdular
Avlumuza koyun gibi doldular
Anamın elinden beni aldılar
Atma anam atma dağların ardına
Gene sen yanarsın benim derdime.
Ev süpürdüm anam tozlu dediler
Yemek yaptım anam tuzlu dediler
Oturup ağladım nazlı dediler
Atma anam atma dağların ardına
Gene sen yanarsın benim derdime.
................
Sözleri kadar melodiside çok acıklıydı. Sekiz on kıta falan vardı. Şimdilerde unutuldu. Hemşerilerimden rica ediyorum bilen varsa yoruma yazsın. Paylaşıma ekliyelim. Millet ağlamaktan bir hal olurdu. Bayılanlar falan olurdu. Gelinde ağlardı, çoluk çocuk yaşlı genç gözyaşları sel olurdu. Sonra neşeli bir şeyler çalarak tekrar oynanır o hüzünlü hava dağıtılırdı. Kınadan sonra artık çay faslına geçilir çay yapılır, sarma, börek, çörek çerez çemez kınaya gelenlere ikram edilirdi. Geline ayrıca arkadaşları ile sofra kurulurdu. En son kurulurdu kına tutsun diye. O gece yakın arkadaşları düğün evinde yatardı. Dışarda da bizim geleneksel düğün yemeğimiz olan dolma kazanları kaynardı. Dolma 12 saatte pişer. Kına yakılınca kız evinde sesler kesilirken saz takımı oğlan evine geçer. Damadın küçük parmağına kına yakılır, damadın arkadaşları gelir gece geç saatlere kadar eğlenirlerdi. Bizim ailenin düğünlerinde içki olmazdı davul çalıp saz çalıp oynanırdı o kadar. Ama azda olsa içkili yapanlarda vardı. O zamanlar düğünler çok yorucu olurdu. Biz Kınadan gece 12gibi dönerdik. Gene saçımızı yıkar, bigudileri takar hemen yatardık. Ertesi gün erkenden kalkmak gerekirdi. Yorucu bir gün bizi bekliyordu çünkü. ( Düğünün son gününde bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle)
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları
